amblem

BİRLEŞİK METAL-İŞ 
basın açıklamaları

/2006   

 

Delphi, işçi haklarına ve sosyal refaha saldırıyor

 

Delphi Otomotiv Şirketinin kısa süre önce yaptığı iflas duyurusu tüm dünya metal işçilerini sinirlendirmiş ve kızdırmıştır. Bugün ABD Delphi’de yaşanan durum gerek Delphi işçileri, emeklileri ve aileleri, gerekse Şirketin dünyadaki arz zincirinde yer alan firmaların işçileri açısından kabul edilemeyecek sonuçlara yol açabilir. Bu gelişmelere yanıt olarak 33 bin aktif Delphi işçisini temsil eden 6 büyük sendika, Delphi’de Seferberlik  (Mobilizing@Delphi) adıyla bir iletişim ağı oluşturmuş bulunmaktadır. Bu koalisyon girişiminin temel hedefi Şirketin, CEO’su Steve Miller’in öncülüğünde yürüttüğü saldırılara karşı Delphi işçilerinin direnişini koordine etmektir.

 

Delphi yönetiminin şirketi yeniden yapılandırma amacıyla başlattığı bu saldırgan tavır, son derece çirkin ve bir o kadar da adaletsizdir. Şirketin asıl hedefi, bir yandan işçiler ve örgütlerinin onyıllarca mücadele ederek elde ettikleri insanca çalışma koşullarını ve ücretleri radikal biçimde geriletmek, işçileri güvencesiz bırakmak diğer yandan da işçilerden transfer edilecek muazzam kaynaklar üzerinden yönetim kadrolarını daha da zenginleştirmektir. İşte bu hedefine ulaşabilmek için Delphi yönetimi, yasaları hiçe sayarak, toplu sözleşmeleri delerek en temel işçi haklarına saldırmaktadır.

 

Bu karşı karşıya geliş stratejisi yalnızca Delphi işçilerinin sorunu olarak algılanmamalıdır. Şirket yönetimleri ne pahasına olursa olsun işçi ücretlerini baskı altına almaya başladığında benzer stratejiler diğer tedarikçilere de yayılacak ve böylece tüm işçiler ve örgütleri çok daha zorlu bir sürece gireceklerdir. Bunun da ötesinde küresel tedarik zinciri, kendi doğası gereği, General Motors ya da diğerleri gibi küresel ölçekteki  montaj faaliyetleri üzerinde de etkilidir.

 

İşverenler, zengin ve yoksul arasındaki uçurumu daha da derinleştiren bu dibe doğru giden küresel yarışta tek başlarına hareket etmemektedir. Hükümetler, ekonomik faaliyetlerin yalnızca küçük bir azınlığın değil, herkesin yararına olacak biçimde yürütülmesi için üzerlerine düşeni yapmak zorundadır. Hükümetler, ister ABD, isterse Avustralya, Güney Kore ya da Çin’de olsun, işçilerin ve işçi örgütlerinin haklarını korumak zorundadır. Ve, ticaret ve yatırımın kuralları, sadece ulusötesi şirketlerin çıkarlarına göre değil, küresel olarak kalkınma, istihdam, insana yaraşır istihdamı destekleyecek bir tarzda dizayn edilmelidir.

 

Delphi’deki durum, kamu finansmanı yerine şirket çıkarlarına dayalı bir sosyal refah rejiminin ne kadar zayıf olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. ABD’nin bugün dünyanın en büyük ekonomik gücü haline gelmiş olması, Amerikan işçileri ile ailelerinin fedakarlıkları ile mümkün olmuştur. Bu insanlar, bugün karşı karşıya bulunduklarından çok daha iyi bir sosyal refah sistemini hak etmektedirler. Amerikan işçileri, ülkelerinin politikacılarının kendilerini anlamasını ve dayanışmaya endeksli sosyal korumaları da kapsayan adil ve modern bir toplumu inşa etmelerini sağlamak için seferber olmak zorundadır.

 

Bu hedef, gelir düzeylerine ya da ekonomik imkanlarına bakılmaksızın her yurttaşı kapsayan ulusal bir sağlık sigortası sistemini de kapsamalıdır. Amerika, her ne kadar dünyadaki en fazla sanayileşmiş ülke konumunda olsa da, ulusal bir sağlık sigorta sisteminden yoksundur. Her yurttaşın, uzun yıllar süren çalışma yaşamının bitiminde yani emekli olduğunda ekonomik güvenceye kavuşmasını garanti altına alan bir emeklilik sistemi de aynı oranda önemlidir.

 

Dünyanın herhangi bir yerinde işçiler saldırıya uğradığında, bu saldırı aslında hepimizi hedeflemektedir. Bu, şirket yönetimleri Delphi işçilerinin kazanımlarını gasp etmek için yeniden yapılanma adı altında ABD iflas yasalarını kötüye kullandığı zaman da böyledir, Avustralya’daki Howard hükümeti temel işçi ve sendika haklarını yok etmeye çalışırken de böyledir, uluslar arası ticaret kuralları çok uluslu şirketlerin çıkarları doğrultusunda belirlenirken de böyledir. İşte bu nedenle, bu saldırılara yanıt vermek için ulusal ve uluslar arası ölçekte seferberlik başlatmak bir tercih değil bir zorunluluktur.

 

Marcello Malentacchi
IMF Genel Sekreteri