amblem

BİRLEŞİK METAL-İŞ 
basın açıklamaları

30-06-2005   

 

BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRİSİ

 

Birleşik Metal İşçileri Sendikası Başkanlar Kurulu, 25-26 Haziran 2005 tarihlerinde Sendikamız Kemal Türkler Eğitim ve Tatil Sitesi’nde gerçekleştirdiği Kurulda, gündeminde konuları görüşerek aşağıdaki bildirinin açıklanmasını kararlaştırmıştır.

 

Genelde işçi hak ve özgürlükleri ile sendikal hakların kullanımını kısıtlama, özelde ise DİSK’i ortadan kaldırmayı hedefleyen kanun değişikliğine karşı direnişin 35. Yıldönümü olan 15-16 Haziran 2005 tarihlerinde yapılan Kocaeli-İstanbul Yürüyüşü’nü değerlendiren Başkanlar Kurulumuz; Direnişin 35. yıldönümünde, işçi hak ve özgürlüklerinin adeta aynı düzeyde baskı ve tehdit altında olduğu tespitini yapmıştır.

Kurulumuz; halen kısıtlı ve baskı altında bulunan işçi hak ve özgürlüklerinin kaynağının 12 Eylül Askeri darbesi olduğu belirlemesine dayanarak; kalıcı, katılımcı ve çoğulcu bir demokrasinin ancak 12 Eylül hukukunun ortadan kalkmasıyla mümkün olacağı inancını devam ettirmektedir.

Başkanlar Kurulumuz; 2005 yılı Haziran ayında Cenevre’de yapılan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) yıllık toplantısını da değerlendirmiştir. 2005 yılı toplantısında ülkemiz bir kez daha altına imza attığı sözleşmeleri uygulamadığı gerekçesi ile Soruşturma Komitesi’nden “uyarı” almıştır.

Siyasi iktidar temsilcileri özellikle ILO’nun 87, 98 ve 158 sayılı sözleşmelerin eksiksiz uygulanacağına dair söz vermiş bulunmaktadırlar. Bu nedenle; başta örgütlenme ve toplu pazarlık hakları olmak üzere sendikal özgürlükler önündeki engeller olan;

· %10 ülke ve 50+1 işletme barajlarının kaldırılması,

· Noter koşulunun tümüyle kaldırılması,

· Sendikalaşma hakkının kullanılması önünde engel haline gelen yetki prosedürünün sadeleştirilerek REFERANDUM kurumunun prosedüre eklenmesi,

· İş güvencesi hükümlerini işlevsiz kılmak amacı ile geliştirilen kurnazlıkları (örn.29 kişilik işletmeler) bertaraf edecek tedbirler alınması ve iş güvencesi hakkının tüm çalışanlara tanınması,

· Toplu pazarlık hakkının eksiksiz kullanımı için prosedürün kısaltılması ve sadeleştirilmesi,

· Toplu iş sözleşmesi hakkının kullanımını engelleyen, adaletin tecelli etmesini engelleyen haksız itirazların yaptırıma bağlanması,

· Grev hakkı üzerindeki yasak ve fiili kısıtlılıkların ortadan kaldırılması,

· Çocuk ve kadın emeğinin istismar edilmesine son verilmesi,

· İş Yasası’na eklenmiş yeni maddeler ile her fırsatta sendikal hakların geriye götürülmesi yönünde kullanılmasının engellenmesi ve çalışma yasalarının “işçi lehine yorum” ilkesinin yeniden hakim kılınması hususunun değişikliği gündemde olan 2821 sayılı Sendikalar Kanunun ile 2822 sayılı Sözleşme ve Grev Kanunlarının revizyonunda gözetilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Başkanlar Kurulumuz, söz konusu değişikliklerin;

  • Gerçek bir demokrasinin olmazsa olmaz koşulları olduğu için,

  • İşçi sınıfımız ve sendikal hareketin bu demokratik gelişmeyi hak ettiği için,

  • Uluslararası platformlarda ülkemiz saygınlığına gölge düşmemesi için,

  • Ve 2006 ILO toplantısına daha başı dik ve daha ileri demokrasi uygulaması ile katılabilmesi için yapılması gerektiğine inanmaktadır.

Sendikamız; tüm kurulları ile bu değişikliklerin takipçisi olacaktır.

Başkanlar Kurulumuz; ülkemiz sosyal güvenlik sistemine ilişkin hususları da ele alarak, gündeme getirilen Genel Sağlık Sigortası’nın sosyal devlet ilkesinden önemli bir uzaklaşma olduğu kanısını taşımaktadır. Parası olanın sağlık hizmeti alabileceği fakat parası olmayan yurttaşların kaderleri ile başbaşa bırakıldığı bir sistem en başta “sosyal” olmaktan uzak olacaktır.

Kurulumuz; siyasi iktidarın tüm yurttaşları sağlık ve güvenlik şemsiyesi altına alan gerçekten sosyal niteliği hakim olan ve mutlaka devlet katkısı ile desteklenen ve denetlenen bir reformun ülkemizin gerçek gereksinimi olduğuna dikkati çekmektedir.

Birleşik Metal İşçileri Sendikası Başkanlar Kurulu, IMF yetkilisi Anna Kruger’in diplomatik bir gaf ve amacı çok aşan bir yorumu olan asgari ücrete ilişkin sözleri, TİSK’in ve kimi tüccar örgütlerinin adeta eş zamanlı olarak gündeme getirdikleri “bölgesel asgari ücret” konusunun bir tesadüf olmadığına inanmaktadır.

Bölgesel asgari ücret uygulaması, emekçilerin daha da yoksullaşması, kayıt dışı ekonomi ve kaçak istihdamın artması ve gelir dağılımını daha da bozacak nitelikte kazanılmış bir hakkın daha da geriye götürülmesini amaçlayan haksız ve adaletsiz bir önermedir.

Ülkemiz ekonomisini yönetenlerin çizdiği pembe tablolar sadece IMF’den övgüler alırken, ülke içinde işsizlik bir türlü düşmüyor. Yeni yatırımlar yapılmazken ihracatın patladığı söyleniyor. Oysa asıl patlama ithalatta yaşandığı nedense söylenmiyor. Ülkenin büyümesi için gerekli olan ihracat ülkeden çıkan dövizi karşılamaktan uzak görünüyor. Bu koşullarda bile ülkenin dünya rekoru kırarak 9,9 oranında büyüdüğü söyleniyor. O halde işsizlik düşmüş olmalı, ihracat daha çok artmış olmalı, yeni yatırımlar gündeme gelmeli, gelir artmalı ve borçlar azalmalı. Ama böyle değil, rekor üstüne rekor kırdığımız söylense de, iç ve dış borç toplamımız 300 milyar $’ı aşmış bulunuyor.

Enflasyon açıklamalarda düşerken sadece Haziran ayının ilk 20 gününde akaryakıt fiyatları 4 kez arttırılırken, (Başbakan bu konuda sanki ülkeyi kendisi yönetiyormuş gibi suçu başkalarına yüklemeye çalışıyor) sıra işçilere geldiğinde 400 bin kamu emekçisine yeniden ayarlanmış suya sabuna dokunmayan yeni enflasyon sepetine göre %5’lik bir zam teklifi getiriliyor.

2005 yazı daha da ısınacağa benzer...

20 yıl önce başlayan özelleştirme dayatmaları sonucu onbinlerce işçi işini yitirdi. Özelleştirme gelirleri tahsil edilemedi. Bin bir zorlukla tahsil edilebilenler ise, yabancı aracı kuruluşlara, reklam ve tanıtım harcamalarına ve komisyon olarak harcanmıştır. Sonuçta; halkın mülkiyeti halkımıza hiçbir katkı sağlanmadan özel mülkiyete aktarılmıştır. Bu sonuç; tam bir başarısızlıktır.

Bu nedenle günümüzde özelleştirme dayatması ile karşı karşıya bulunan Seydişehir, Seka, Tüpraş, Erdemir; THY, Tekel ve Telekom gibi işletmelerde işçilerin tek başına özelleştirmeye karşı direnemeyecekleri gerçeği karşısında tüm sendika, tüm konfederasyon ve demokratik kitle örgütleri özelleştirmeye karşı mücadeleyi bütünleştirmeli, safları sıklaştırmalıdır.

Özelleştirme uygulamaları işçileri ve sendikal hareket üzerinden demokrasinin dinamiklerini zayıflatıyor

IMF politikaları ve Dünya Bankası’nın 2000 yılı dayatmaları tarımı çökertmeye devam ediyor.

Bununla birlikte 30 yıldır toplu uyuşmazlıklarını hiçbir zaman grev dayatmasına dönüştürmeyen ülkemizin en önemli tarım sanayisi kuruluşlarından biri olan Tariş’te 23 Haziran 2005 tarihinde 30’u Sendikamız üyesi, 700’ü tekstil işçisi olan yüzlerce işçi greve çıkmış bulunmaktadır.

Yoksa bu; Dünya Bankası’nın planlı biçimde tarımı çökertme planının yeni bir aşaması mı? DİSK ve Türk–İş’in Tariş’te omuz omuza yürüttüğü grevin birlikte mücadele yolunu açmasını diliyoruz.

22 Nisan 2005 tarihinde 114 üyemizle devam eden Gimas Girgin Grevimiz üyelerimizin onurlu direnişi ve örgütümüz ve işçi–emekçi dostlarının dayanışması ile ilk günkü kararlılık ve heyecan ile devam etmektedir.

Başkanlar Kurulumuz; halkımızın ve üyelerimizin sorunların üstesinden gelebilmesinin biricik yolunun örgütlü birlik ve emekçilerin dayanışmasından geçtiğini özellikle vurgulamaktadır.

Üyelerimiz; kendi sorunlarına, emekçilerin sorunlarına ve ülkemize sahip çıkabilmesinin yolunun güçlü olmaktan geçtiğine inanmaktadır. Emekçilerin gücü ise, birliğinden; dostluğundan, birbirine sahiplenmesinden ve dayanışmasından geçiyor.

Bu kültüre sahip olan DİSK/Birleşik Metal İşçileri Sendikası üyeleri her geçen gün dostluğu, sevgiyi, saygıyı ve dayanışmayı büyüterek yoluna devam edecektir.

Kamuoyuna saygılarımızla...

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI
Genel Yönetim Kurulu