|
DÜNYA SERBEST BÖLGELER KONFERANSI
Serbest Bölgelerde Sadece Sermaye Yok, İşçiler De Var
ESBAŞ (Ege Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş.) ile WFZC (Dünya Serbest Bölgeler Konvansiyonu) işbirliği ile Ege Serbest Bölgesinde 5. Dünya Serbest Bölgeler Konferansı toplanmış bulunuyor.
Konferansta finansal teşvikler, vergi muafiyetleri, offset yatırımları, yatırım finansmanı, yurt içi yatırımlar için stratejiler, yurt dışı yatırımlar için stratejiler, yeni ticaret güzergahlarının geliştirilmesi gibi başlıklar ele alınmaktadır.
Konferans başlıklarından da görülebileceği gibi serbest bölgeler sorunu sadece sermayenin bu bölgelere çekilmesi yaklaşımıyla değerlendirilmektedir.
Konferansın birinci gününde Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen’in yaptığı açıklama (Referans Gazetesi 22 Nisan 2005) konferansın amacını özetleyici niteliktedir. Devlet Bakanı ve aynı zamanda Dünya Serbest Bölgeler Birliği Başkanı olan Tüzmen, IMF’nin istekleri doğrultusunda bir gecede hazırlanan ve serbest bölgelerdeki teşvikleri azaltan düzenlemeler nedeniyle sermaye girişinin olumsuz etkilendiğini, IMF ile daha sonra yaptıkları görüşmelerde bu durumun ortadan kaldırılmasını istediklerini “Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği gerçekleşinceye kadar serbest bölgelerin serbestleşmesi” gerektiğini vurgulamıştır.
Serbest Bölgelerin yerli ve yabancı sermayeye rekabet avantajı sağlamak üzere oluşturulan, bu çerçevede vergi muafiyetleri, teşvikler ve grev yasakları ile desteklendiği bölgelerdi. Bu bölgelerde yürürlükte olan grev ve lokavt yasağı AB uyum süreci ile birlikte kaldırılmıştır. Bakan Tüzmen’in söylediklerine göre serbest bölgelerdeki sermayedarlar, teşvik ve muafiyetler konusunda da sıkıntı yaşamaktadırlar. Dolayısıyla yapılmak istenen, gerek ucuz işgücü gerekse maliyet avantajı sağlayan düzenlemeler yoluyla serbest bölgelere olan ilgiyi yeniden artırmaktır. Ama dünyaya iktisat gözlüğü ile bakan, sosyal olanı yok sayan bu yaklaşımın başarı şansı yoktur.
Konferansın yapıldığı Ege Serbest Bölgesi’nde Sendikamızın örgütlü olduğu iki işyerinde yaşanan sorunlar bu gelişmelerle bağlantılıdır ve serbest bölgelerin serbestleştirilmesi anlayışından doğrudan etkilenmektedir. Bu fabrikalardan biri FTB, diğeri ise Delphi’dir. FTB, “LISI Aerospace” adlı uluslararası şirketin uzantısıdır. Bu işyerinde toplu sözleşme görüşmeleri uyuşmazlıkla sonuçlanmış ve grev kararı alınmıştır. 28 Nisan tarihinde eğer işverenin tutumunda bir değişiklik olmaz ise serbest bölgelerin tarihinde ilk grev gerçekleşecektir. Delphi Otomotiv’de ise, işveren işyerine sendikayı sokmamak için ILO normlarına aykırılığı uluslararası düzeyde kabul görmüş olan yasaların arkasına sığınmaktadır.
Serbest Bölgeler tarihinde ilk grevin gerçekleşeceği bölgede yapılan konferansta, “serbest bölgelerin serbestleştirilmesi” hedefinin benimsenmesi, serbest bölgelere sermaye çekmek amacını zora sokmaktadır. Serbest bölgelerde işçi hakları ve sendikal özgürlükleri gündemine almayan bir yaklaşım, bu evrensel hak ve özgürlükleri sınırlayarak amacına ulaşamayacaktır. Sermaye dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de bu haklara saygı göstererek yatırım yapmak mecburiyetindedir.
Bu çerçevede Sendikamız, konferans gündeminde çalışanlar ve sendikaların dışlanmasını, serbest bölgelerde işçi hak ve özgürlüklerine yönelik çağdışı yaklaşımın ürünü olarak görmekte ve bu durumu kınamaktadır.
Yatırımları, işçileri hiçe sayarak artırmak mümkün değildir. Serbest bölgelerde çalışan on binlerce işçi, yaşam ve çalışma koşullarının iyileştirilmesini istemektedirler. Daha fazla serbestlik sadece sermayeye değil, işçilere de daha fazla serbestlik getirecekse bir anlam kazanacaktır.
Serbest Bölgelerde sendikal hak ve özgürlükler üzerindeki fiili engellemelerin kaldırılması ve serbest toplu pazarlık sisteminin yaygınlaştırılması açıklanan serbestleştirme hedefinin bir parçası olmak zorundadır.
BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI
Genel Yönetim Kurulu
|