|
Birleşmiş
Milletler Genel Kurulu, 6-8 Eylül 2000'de “Binyıl
Bildirgesi”ni oluşturmuştu.
BM'ye üye ülkelerin imzaladığı bu bildirgenin “Değerler ve İlkeler” başlıklı
ilk bölümünde, ülkelerin aralarındaki
sorunları savaş ve çatışma dışında yöntemlerle çözecekleri kayıt
altına alınmıştı.
Ancak, tüm ülke yöneticilerinin bu bildirgeye, “savaşa karşı
barıştan yana” imza koymalarına rağmen savaşlar sürüyor.
ABD'nin
21. yüzyıl dünyasını kendi kuralları ve çıkarları doğrultusunda
yeniden biçimlendirme hamlesi, hızını ve şiddetini artırarak sürüyor.
11 Eylül terörist eylemi ardından hedef alınan Afganistan'dan sonra, sıra
Ortadoğu'ya, uzun süredir hazırlanan Irak operasyonuna gelmiş görünüyor.
Irak'a
saldırının birincil amacının, bölgedeki güç dengelerini ABD yararına
değiştirmek, petrol kaynaklarının denetimini güvence altına almak
olduğunu bütün dünya biliyor. Tüm bilinenlere rağmen,
emperyalistlerin ekonomik çıkarlarının gizlenmesi ve dünya halklarının
paylaşım savaşına alet edilmesi için “demokratik,
hür dünyanın korunması” gibi gerekçelere sığınılıyor.
Dünyayı
tehdit eden ve binlerce sivil masum insanın ölümüne neden olabilecek
bir savaş karşısında ülkemizde, “Dünyanın
gözünde Türkiye’nin değerinin artacağı” ve böylece
IMF’nin, ABD’nin Türkiye’ye daha çok, daha kolay para verecekleri
iddia ediliyor. Bu gerekçelerle savaşa destek verilmesi doğrultusunda
kamuoyu yönlendirilmeye ve ikna edilmeye çalışılıyor. Oysaki kamuoyu
anketleri, Türkiye insanının yüzde 90'nın savaşı desteklemediğini
gösteriyor. Süreci
kaygıyla izleyen uluslararası toplum da Irak’a yeni bir savaş açılmasına
karşı çıkıyor.
Türkiye'nin
Irak operasyonuna tam destek vermesi için yapılan pazarlıkların, “ABD
nasılsa vuracak, bari biz de bir şeyler koparalım” boyutu ile
tartışılmasını, insan yaşamını ve barışın korunmasını ilke
edinen ahlaki değerleri hiçe saydığı için reddediyoruz.
Savaş,
ekranda bombaları seyrederken hayali çıkar hesapları yapmak değildir.
Savaş; ölüm, yıkım, yokluk, kalıcı sakatlık, sevdiklerinizi, alıştığınız
yaşam tarzını geri dönülmez biçimde yitirmenin acısı demektir.
Biz
Türkiye halkı, böylesi operasyonların çok yönlü sonuçlarını 1991
tecrübesiyle iyi biliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin Amerika ekseninde
bir savaşa sürüklenmesi ve topraklarımızın bir komşu ülkenin halkına
dönük bir saldırı için kullanılması kabul edilemez.
Birleşik
Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu olarak bizler, savaşa
karşı hayatı savunuyoruz. İşte bu yüzden sivil, masum insanların,
çocukların öldürülmesine seyirci kalınmamasını, bu amaçla tüm
yurttaşları, tüm kurum ve kuruluşları duyarlı olmaya ve aktif tavır
almaya davet ediyoruz.
BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI
Genel Yönetim Kurulu
|