![]() |
BİRLEŞİK
METAL-İŞ
10-12-2003 |
|
2. Dünya Savaşı’ından sonra kurulan Birleşmiş
Milletler’in “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” de ağırlıklı
olarak soğuk savaş dengelerinin izlerini taşır. “Tüm insanlar özgür; onur ve haklar bakımından eşit doğarlar”
hükmüyle başlayan ve “tüm halklar ve uluslar için ulaşılacak
ideal haklar” listesi sunan Beyanname, bir yandan insan haklarının
ulusal ve özellikle uluslararası hukuk metinlerine girmesinde
belirleyici rol oynamıştır. 10
Aralık İnsan Hakları Günü’nü
kutladığımız bugünlerde, Türkiye’de ve dünyada çok özel ve
hassas gelişmelerin yaşandığı bir zaman dilimine rastlamıştır. Türkiye’de
AB’ye tam üyelik sürecinin gereklerini yerine getirme baskısı altında,
kısmen de olsa olumlu Anayasa değişiklikleri gerçekleştirilmiş,
yasal alanda ilerleme sayılacak adımlar atılmıştır. Ancak yasal
alandaki bu gelişme, uçurumu daha da derinleştirmekten başka bir işe
yaramamış görünüyor. Çünkü hâlâ ülkemizde insan hakları
sistematik bir şekilde çiğnenmektedir. İnsan
Hakları Bildirgesi'ne
göre, "emek"
en yüce değerdir. Bildirge'nin 23. maddesi, biz çalışanları çok yakından
ilgilendirmektedir; “Herkesin çalışma, işini özgürce seçme,
adil ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma
hakkı vardır”. Türkiye, Bildirgenin kabul edilişinden 1 yıl
sonra metni imzalamasına rağmen bu haklar, yazılı bir metinden ileriye
gidememiştir. Bir taraftan emekçiler açlık ve sefalet koşullarında
yaşam mücadelesi yürütürken ve sendikal haklara yönelik yoğun bir
saldırı sözkonusuyken, doğal ve toplumsal varlıklarımız “verimlilik
ve karlılık” adına özelleştirmelerle yağmalanırken, eğitim
ve sağlığın doğuştan gelen bir hak olduğu unutturulurken, her geçen
gün işsizlerin, açların sayısı artmaya devam ederken, ülkemizde
insan haklarından söz edilebilinir mi? İçinde
bulunduğu olumsuz ekonomik ve siyasi koşullara, bir de dünyayı olduğu
kadar ülkemizi de yakından ilgilendiren "savaş" eklenmiştir.
Savaşın acılarını silmek için hazırlanan, Bildirge'nin yıldönümünde,
insanlık yeni bir yıkımla karşı karşıya bulunmaktadır. 11 Eylül
ile başlayan ve nihai hedefi ABD ile müttefiklerinin dünyayı kendi çıkarları
doğrultusunda çekidüzen vermek olduğu anlaşılan savaş da, ABD ve
Batılı müttefikleri, “daha
çok güvenlik için daha az insan hakları”
söylemiyle, uluslararası insan hakları standartlarının budanmasını
meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Tüm
dünyada ve ülkemizde yaşanılan olumsuz tabloya karşın, 10 Aralık
Dünya İnsan Hakları Günü nedeniyle, biz emekçiler olarak, kalıcı
bir dünya barışının kan dökülerek sağlanamayacağını hatırlatmak
isteriz. Barışı
kalıcı hale getirmenin yolu, siyasi, sosyal ve ekonomik koşulların
iyileştirilmesine, ulusal ve uluslararası düzeyde bölüşümün adil
hale getirilmesi için mücadeleye bağlıdır. BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI
|