amblem

BİRLEŞİK METAL-İŞ 
basın açıklamaları

01-04-2003   

Araştırma No:3

 
2003 (savaş) Bütçesi

 

3 Mart tarihli “yeni istikrar tedbirleri” ile kamu kesiminin gelirlerinde 5.9 Katrilyonluk artış, kamu harcamalarında da 9.8 Katrilyon TL azalma öngörülüyordu. Böylece kamu bütçe dengesinde toplam 15.7 Katrilyon TL tasarruf planlanmıştır. Kamuoyuna bu paket “barışın maliyeti” olarak sunuldu. Oysa bu maliyet barışın değil, savaşın ve IMF programının maliyetidir.

Bu maliyeti karşılamak için dolaylı vergiler artırıldı, kamu çalışanlarının gelirlerinin baskı altına alınması reel gelirlerinin azaltılması öngörüldü. 

 

Uygulanan program doğrudan daraltıcı para ve maliye politikalarına dayanmakta ve uluslararası sermaye hareketlerine odaklanan, yabancı sermayeye bağımlı bir iktisadi yapıyı öngörmektedir.

İstikrar kavramı ile kastedilen, yabancı sermaye girişlerinin özendirilmesini sağlamak için ulusal mali piyasalarda yüksek reel getirinin temini ve sürdürülmesinin sağlanması ve dış borç ödemelerinin aksatılmamasıdır. 

 

Faiz harcamaları, toplam vergi gelirlerinin yüzde 76’sına ulaşmaktadır. Bütçeden kamu yatırımlarına ise sadece 7.5 katrilyon ayrılmıştır.

Yüzde 7.5 faiz dışı fazla verebilmek için de 19.7 katrilyon tutarında istikrar tedbiri almıştır. İstikrar tedbirleri ve bütçe tasarısı geniş halk kesimlerine ek yükler getirirken, sermaye gelirlerini ve özellikle finansal kazançları vergi dışında tutmuştur. AKP hükümeti de önceki hükümetlerin yaptığı gibi devlet bütçesini, sermaye sınıfının gelirini korumak ve artırmak, emekçi kesimlerin yüklerini artırmak amacıyla kullanmıştır.

En adaletsiz vergi olan dolaysız vergilerin vergi gelirleri içindeki payı yüzde 52’ye ulaşmıştır. Buna karşılık servetten alınan vergiler yalnızca yüzde 3 düzeyindedir. Sermayeden alınan kurumlar vergisinin vergi gelirleri içindeki payı da yalnızca yüzde 10.4 düzeyindedir.

Faiz giderleri harcamalardan çıkarıldığında, bütçe harcamalarının aslında 1980’den sonra hiç artmadığı, devletin faiz ödemeleri dışında büyümediği görülmektedir.

1990-93 döneminde bütçeden eğitime ayrılan pay yüzde 18.6, sağlığa ise yüzde 4.4 idi. Bu oranlar 2002’de sırasıyla yüzde 10.2 ve 2.4’e düştü. 2003’de ise eğitime ayrılan pay dramatik olarak azalarak yüzde 7’ye düşerken, sağlığın payı yüzde 2.5 oldu.

 

  • Ekonomi büyüse de emekçilerin gelirleri küçülüyor

  • Bir yandan ücretler geriletilirken diğer yandan vergiler artırılıyor

  • Ekonomi büyüse de küçülse de sermayenin karları düşmüyor

Not: Araştırmamızın metnine ve tablolarına www.birlesikmetal.org adresinden ulaşabilirsiniz