![]() |
BİRLEŞİK
METAL-İŞ
14-06-2002 |
|
İşyerlerimizde okunan Bildiri
15-16
Haziran 1970 tarihi, Türkiye sendikal hareketinde çok önemli bir dönüm
noktasıdır... 15-16
Haziran büyük yürüyüşü, işçi ve emekçinin rastgele bir öfkesi
değil, kararlı ve bilinçli bir tepkisiydi. 15-16
Haziran’da işçiler, kendi örgütlülüklerine, sendikalarına sahip
çıkma bilinciyle hareket ettiler. 1970’li
yıllar siyasi ve ekonomik belirsizliklerin yaşandığı yıllardı. Dönemin
hükümeti, uygulamaya koyacağı ekonomik önlemlerin faturasını işçi
ve emekçilere yüklemek niyetindeydi ve karşısında muhalif güçler
istemiyordu. 1963’te yasalaşan sendika, toplu sözleşme ve grev
yasalarında değişiklikler yapılmasının hazırlıkları el altından
tamamlanmıştı. Tasarı, 13 Haziran’da, TBMM oturumunda görüşülmeye
başlandı. Tasarı,
işçilerin istedikleri
sendikalara serbestçe üye olmalarını ve beğenmedikleri
sendikalardan ayrılma haklarını güçleştiren, toplu
sözleşme ve grev haklarını büyük ölçüde kısıtlayan hükümler
içermekteydi. Sendikaların ülke çapında faaliyet gösterebilmesi için
işkolunda sigortalı çalışan işçilerin en az üçte birini örgütlemesi
barajı getiriliyordu. Ayrıca konfederasyonların faaliyet gösterebilmesi
için ülke çapında sendikalı işçi sayısının üçte biri üyeye
sahip olması barajı konmuştu. Bu oran, DİSK’in üye sayısının
bu oranın altında kaldığı tespit edilerek konulmuştu. DİSK
ile birlikte işçi sınıfının kazanımlarının yükselmesinden ve
bu hızlı büyümeden dönemin siyasi iktidarı rahatsız oldu. Çalışma
Bakanı Seyfi Öztürk’ün “Çok
yakında DİSK’in çanına ot tıkayacağız!” açıklamasından
da anlaşıldığı gibi amaç netti. DİSK’in büyümesini
engellemek! DİSK
Genel Başkanı Kemal Türkler;
“Değişiklik,
DİSK’i kapatmayı hedeflemektedir. Tasarı Anayasa’ya aykırıdır,
işçi sınıfımız, DİSK’in kapatılmasına izin vermeyecektir”
diyerek emekçilerin tavrını net olarak dile getirdi. Çıkarılmak
istenilen anti-demokratik yasaya karşı işçiler, “Anayasa Çiğnenemez!”, “DİSK
Kapatılamaz” sloganları ile yürüdüler. DİSK’li Türk-İş’li
ve örgütsüz işçiler, siyasal düşünce ayrımlarını öne çıkarmadan
tepkilerini ortaya koydular. İki
gün boyunca İstanbul sokakları demokratik haklarının bir parçası
olan, örgütlenme ve toplu sözleşme haklarını koruyan yüzbinlerce
emekçinin sesine tanık oldu. Üç koldan yürüyüşe geçen işçiler,
İzmit, Gebze’den Kadıköy’e, Levent’ten Mecidiyeköy ve
Taksim’e, Bakırköy’den Topkapı ve Edirnekapı’ya kadar ulaştılar.
Ve Kadıköy’de açılan ateş sonucu, üç kişi yaşamını
kaybetti. 16
Haziran’da sıkıyönetim ilan edildi ve DİSK yöneticileri
tutuklanarak haklarında dava açıldı. Bir süre sonra davalar
beraatla sonuçlandı. Ve Yasa; “Anayasaya
aykırı olduğu” gerekçesiyle oy birliği ile Anayasa
Mahkemesi tarafından iptal edildi. 15-16
Haziran, sınıfın örgütlü gücünün neler yapılabileceğini gösterdi.
Bugüne taşınması gereken en önemli yanı ise işçilerin kendi örgütlülüklerine,
sendikalarına sahip çıkma bilincidir.
BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI
|