![]() |
BİRLEŞİK
METAL-İŞ
10-07-2002 |
|
BASINA
VE KAMUOYUNA
OMTAŞ Otomotiv AŞ 1968 yılında
otomotiv sektörüne dövme parça üretmek için kurulmuş, ülkemizin önemli
sanayi kuruluşlarından biridir. Gebze’de kurulu bulunan fabrikada,
sendikamız 30 yıldır örgütlüdür.
Ancak, 24 Haziran 2002 tarihinde OMTAŞ
Otomotiv AŞ’de sendikamıza üye işçiler işten atılmış ve işçilerin
işlerine geri dönme ve sendikal haklarını koruma mücadelesi başlamıştır.
OMTAŞ işçileri, dün olduğu gibi bugün de işlerine ve işyerlerine
sahip çıkmak için çaba göstermektedir.
Ülkemizin
içerisinde bulunduğu ekonomik krizden etkilendiğini iddia eden OMTAŞ işvereninin,
bizden taleplerine neden olarak ileriye sürdüğü sıkıntılarının aşılmasında
üye işçilerin ve sendikamızın işyerinin devamlılığı amacıyla
fedakarlıkları olmuştur. Ve işçilerin ve sendikamızın bu tavrı,
bugüne kadar işyerinde seviyeli bir düzeye oturtulan diyalog anlayışımızın
sonuçlarından biri olmuştur. Yıllardır OMTAŞ işvereni ile karşılıklı
saygı ve anlayış çerçevesinde bugünlere getirdiğimiz ilişkilerimiz,
OMTAŞ işverenlerinin demokrasi anlayışlarının farklılığından
dolayı kopma noktasına gelmiştir. OMTAŞ işvereninin bu tavrı, yıllardır
bu işyerinin ayakta kalması için emeğini, alınterini, beyin gücünü
bu fabrikaya aktaran işçilere karşı çok büyük bir haksızlıktır.
Bu haksız uygulama yalnızca işçileri değil, ailelerini, eşlerini ve
çocuklarını da mağdur etmektedir.
İşyerinde son aylarda yaşanan gelişmelere
bakıldığında ise, sendikamızın tüm çabalarının işveren tarafından
yanıtsız kaldığı çok net bir biçimde görülecektir.
Bir süre önce gerçekleştirilen işyerinin
sermaye bileşiminde ve yönetsel yapısında yaşanan değişiklikler, işyerindeki
pek çok taşı yerinden oynatmıştır. Bugün çağdaş ve demokratik
endüstriyel ilişkilerden uzak bir anlayış ile OMTAŞ yönetilmeye çalışılmaktadır.
Bu anlayış, bugüne kadar OMTAŞ işvereninin tanımadığımız
tavırlarına neden olmaktadır. Yeni
oluşturulan yönetim anlayışı ile de işverenin örgütlülüğe ve
sendikaya bakış açısı olumsuz yönde değişmiştir.
İçinde
bulunduğumuz yılın Mart ayında, işyerinin yönetim kurulu başkanlığı
Gür-İş, Parsan grubuna geçmiştir. Ve bu aşamadan sonra işyerinde
sendikal örgütlülüğe karşı açıktan bir müdahale başlatılmıştır.
Henüz 2 ay önce Nisan ayında işyerinin ekonomik koşulları göz önünde
bulundurularak, istihdamın daralması talep edilmiş ve içimiz sızlayarak
75 işçi işinden olmuştur. Sayısal
olarak işyerinde çoğunluğu bulunan sendikamız yasa gereği, 31 Mayıs
2002 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yetki
tespiti için başvurmuş ve 20 Haziran 2002 tarihinde yeni dönem yetki
tespiti sendikamıza çıkmıştır. Yetki tespitinin çıkmasından bir gün
sonra, 21 Haziran 2002 günü 18 üyemiz hiçbir gerekçe gösterilmeden işten
çıkarılmış, sendikamızın öneri ve talepleri OMTAŞ işvereni tarafından
dikkate alınmamıştır. 18
işçinin 13. Madde ile işten çıkardığını söyleyen Omtaş işvereni
iki gün sonra aynı işçilerin 17. Maddeden işten çıkartıldığını
söylemiştir. İşverenin bu tavrı ise her an fikir değiştirebileceğini
göstermektedir. Bu durum, içeride üretimi devam ettirmeye çalışan işçilerin
de dikkate alması gereken bir işaret niteliği taşımaktadır. Sendikamız
bunun sendikal örgütlülüğümüze yönelik bir hareket olduğunu
tespit ederek, yasal çerçeveler içerisinde farklı şekillerde
tepkisini ortaya koymuştur. Buna karşın işveren, işyerinden daha önce
çıkartılan işçileri çağırarak sendikadan istifa etmek ve düşük
ücretle çalışmak koşuluyla işe geri çağıracağını belirtmiş,
bunun sonucunda daha önce işten çıkartılan 20 işçi sendikadan
istifa ettirilerek işe geri alınmıştır. Sendikadan
istifa ettirilerek çalıştırılan işçilere karşılık, işveren 24
Haziran 2002 günü sabahı günlük mesailerine başlamak, işbaşı
yapmak için gelen üyemiz 52 OMTAŞ işçisini işyerine almamıştır. Yine
OMTAŞ işvereni, 52 işçinin iş akitlerini, hiçbir geçerli neden
olmamasına rağmen tazminatsız olarak fesh ettiğini açıklamıştır.
Bu keyfi bir uygulamadır. Aynı
sabah OMTAŞ işvereni, üç otobüsle dışarıdan 80 işçiyi fabrikada
çalışmak üzere getirmiş
ve dışarıda iş başı yapmak için bekleyen OMTAŞ işçilerine karşı
tehdit aracı olarak kullanılmak amacıyla yemekhanede tutulmuştur. Bu
durum sendikamız talebi ile mahkeme tarafından da tespit edilmiştir. 24
Haziran 2002 tarihinde Bilirkişi ve Gebze İş Mahkemesi Hakimi tarafından
tutulan tutanakla, işyeri önünde 52 kişinin, fabrika içinde ise 60-70
kişilik bir grubun beklediği belirtilmiştir. OMTAŞ
işvereni, bu olaylar gerçekleşirken sendikamızın görüşme
taleplerini reddetmiştir. Aynı gün içerisinde fabrikanın önünde
beklemekte olan OMTAŞ işçilerinden bir kısmını görüşmeye çağıran
işveren, sendikadan istifa etmek ve kendilerinin tek taraflı olarak
belirleyecekleri koşullara uymak kaydıyla tekrar işe geri dönmelerini
istemiştir. Bu çağrıya evet demeyen Anayasal haklarını kullanmak
isteyen işçi arkadaşlarımı kutluyorum. OMTAŞ
işvereninin sendikasızlaştırma çabasının en somut ifadelerinden
biri ise yine bu tarihlerde gerçekleşmiş, 30 yıllık bir süredir
sendikamızın örgütlü bulunduğu bu işyerinde işveren, 28 Haziran
2002 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen
yetki tespitine itiraz etmiştir. İtiraz geçersizdir. Birleşik Metal-İş
Sendikası bu işyerinde toplu iş sözleşmesi yapacaktır. Yukarıda
belirtilen süreç boyunca sendikamız işveren ile görüşerek sorunları
geride bırakmak ve gelecek günlerde de OMTAŞ işyerinde huzurlu bir
ortamda birlikte çalışmak şartlarını oluşturmaya çalışmıştır.
Ancak OMTAŞ işvereninin tavrından sendikasızlaştırmayı, işçileri
örgütsüzleştirmeyi hedefine
koyduğu anlaşılmaktadır. Yıllarını
işyerine veren, emeklerinin ve alınterlerinin karşılığını almadan
kapıya konan, haklarını almak için bekleyen işçilere karşı emniyet
güçlerinin olumlu tavırlarını bu işyerinde görememekte, bunun
nedenlerini merak etmekteyiz. Bu, gerek OMTAŞ işçileri gerek sendikamız
için tanıdık tavırlar değildir. Bu
tanımadığımız ve karşılaşmak istemediğimiz tavırların kaynağında
OMTAŞ işvereninin, sendikasızlaştırmayı bazı partilerin kolluk
kuvvetlerine, kaba güce ve tehdide dayanarak gerçekleştirmek istemesi
yatmaktadır. Şu anda siyasi iktidarı paylaşan partilerden biri olan
Milliyetçi Hareket Partisi yerel örgütlerinin OMTAŞ işvereninden yana
tavır almasına şaşırıyoruz. Bu şahısları, mağdur olanların yanında
yer almaya ve mağdur olan işçilerin sesine kulak vermeye davet
ediyoruz. Yine bu şahıslar
unutmamalıdır ki, bugün burada yarın başka bir yerde işten atılan,
işine geri dönmek isteyen işçiler arasında bu siyasi partiye oy
verenler de bulunabilir. Fabrikada
çalışan işçilere de buradan seslenmek istiyoruz: 17 gündür işe
girip çıkarken burada sizlere seslenen işçi kardeşlerinizin sesine
kulak verin. Sizin işçiden başka dostunuz yok. Bugün burada çalışıyor
olmanız sizin çalışmaya devam edeceğiniz anlamına gelmediği gibi,
bugün kapıda işlerine geri dönmek için bekleyen işçilerin karşılaştığı
sorunların daha büyüğü yarın sizlerin başına gelecektir. Sizin çıkarlarınız
işçilerin yanındadır, işverenin yanında değildir. Yukarıda
bahsettiğimiz konuların en somut ifadesi, işverenin diğer işyeri olan
Parsan’dadır. Parsan işyerinde
“işyeri sendikası” bulunmaktadır.
Ancak bu öyle bir sendikadır ki, bu sendikanın yönetim kurulu üyeleri
fabrikanın müdür ve yöneticileridir. Müdür ve yöneticiler, sözde işçileri
temsil etmektedir. İşçiler ise asgari ücretle çalışmakta, Anayasal
ve demokratik haklarının kullanılmasına olanak tanınmamaktadır. İşçiler,
adeta bir kölelik anlaşması ile çalışmaya devam etmektedirler. Hem
Parsan hem Omtaş işçileri böyle bir anlayışı ret etmektedir. Bizler
içeride çalışan işçilere gelecek çalışma koşullarının
Parsan’daki işçilerin çalışma koşulları gibi olmaması için bize
katılma çağrısı yapıyoruz. Türkiye
bugün dünya liginde ülke olmak için çaba harcıyor. Ülkemizi IMF, Dünya
Bankası politikaları, Avrupa Birliği direktifleri ile yönetenler
milyonlarca kişinin işsiz kalmasına neden oldular. Bu da yetmiyormuş gibi gün geçmiyor ki sendikasızlaştırma
girişimlerine tanık olmayalım. Örgütsüzleştirerek, işçi haklarını
tanımayarak, yasal hakların yalnızca sermaye tarafından kullanılmasına
olanak tanıyarak ve diğerlerini yok sayarak mı ülkemiz dünya ligine
çıkacak? Biz bu sorunun yanıtını merak ediyor, bizi yönetenleri işçinin
sesini duymaya davet ediyoruz. Ülkemizde
siyaset birkaç gündür daha da hareketli bir hal aldı. Yasama ve yürütme
organlarından ne tip bir karar çıkacağını henüz bilemiyoruz. Ancak,
ülkemizi yönetenlerin acz içerisinde bulunduğunu ve ülkemizde bir
genel seçimin gerekli olduğunu belirterek, bizlerin de işçilerin
haklarına saygılı, işçilerden yana tavır alan siyasi partilerle işbirliği
içerisinde bulunacağımızı belirtiyor, siyasi partileri işçiden yana
tavır almaya davet ediyoruz. Artık, işçi haklarına yapılan saldırılara
dur diyecek siyasi partilere ihtiyacımız vardır. OMTAŞ işçilerinin
de, metal işçilerinin de, bir bütün olarak Türkiye işçi sınıfının
da sınıf çıkarlarını koruyacak ve geliştirecek siyasi partilere
ihtiyacı vardır. Açlık, işsizlik, yoksulluk, tehdit, kriz işçi sınıfı
için bugün ülkemizde sıradanlaştırılmaya çalışılan, ancak işçi
sınıfı için hiçbir zaman sıradan olmayacak hayati başlıklardır.
OMTAŞ işçileri de krizden etkilenmişlerdir. Ancak her zaman
fabrikalarına sahip çıkan bir tavır içerisinde olmuşlardır. Dün işçileri
ile birlikte krizi aşmaya çalışan OMTAŞ işvereni, bugün ülke gerçeklerine
de yabancılaşarak kendi işçisini kolayca dışarı atabilmiştir. Bu
haksız uygulamalara “dur” diyecek bir siyasi erke ihtiyacımız vardır. OMTAŞ
işçileri yıllardır, Gebze’de tüm işçi eylemlerine katılmış, işçinin
ve haklının yanında yerini almıştır.
OMTAŞ işçilerinin de Türkiye’deki işsizler kervanına katılması
istenmektedir. Bunun nedeni üretimin olmaması ya da az olması değildir.
Bunun nedeni, kriz değildir. Bunun nedeni, işverenin keyfi tutumudur.
Bunun nedeni, OMTAŞ işvereninin işçilerin anayasal ve yasal haklarını
tanımaması, krizi gerekçe göstererek işçileri işten çıkarmasıdır.
Bunun hem nedeni, hem sonucu sendikasızlaştırmadır. Bir
kez daha tekrarlamak istiyoruz; OMTAŞ işvereni işyerini sendikasızlaştırmaya
çalışmaktadır: ·
Krizi
gerekçe göstererek yaklaşık bir buçuk yıllık süre içerisinde 200
işçinin işine son verilmiştir. ·
52
işçiyi işten atarak demokratik hakları hiçe sayılmıştır. ·
Yetki
tespitine itiraz edilmiştir. ·
Sendikanın
görüşme talepleri yanıtsız bırakılmıştır. ·
Dışarıdan
getirilen sendikasız işçilerle fabrikada üretim devam ettirmeye çalışılmaktadır. ·
Bazı
karanlık kişilerle işçilere gözdağı verilmeye çalışılmaktadır.
·
Endüstriyel
ilişkiler kurumu yok sayılmaktadır. ·
Yasalar
hiçe sayılmaktadır. ·
Anayasanın
51.maddesinde yer alan “örgütlenme özgürlüğü” tanınmamaktadır. Biz
yıllardır devam eden ilişkimizin kurumsallığına dayanarak ve tüm yaşananlara
karşın kamuoyunun huzurunda OMTAŞ işverenine son bir kez daha çağrı
yapıyoruz: Burada
huzuru sağlamanın, üretimi devam ettirmenin yolu masa başında endüstriyel
ilişkiler kurumunu çalıştırmak, masa başında bu işi çözüme ulaştırmaktır.
|