![]() |
BİRLEŞİK
METAL-İŞ
26-3-2001 |
|
Ülkemizi yıllardır IMF ve Dünya Bankası politikaları ile yöneten siyasi iktidarlar, 2000 yılı içinde aynı politikalar doğrultusunda uyguladıkları “Enflasyonla Mücadele Programı”nın iflasının faturasını bir kez daha biz işçi ve emekçi kesimlere çıkarmaya çalışmaktadır. Programın uygulanmasında her türlü “fedakarlığı” işçilerden bekleyenler, iflasında da aynı tavrı göstermektedirler. Bu iflas ile tüm emekçi kesimler bir günde %30 yoksullaşmış, binlercesi uzun bir süre yeniden iş bulamayacağı bir ortamda işsizler ordusuna katılmış, ardı ardına gelen zamlarla evine ekmek götüremez duruma gelmiştir. Biz emekçilerin payına bu düşerken yine bir gün içinde milyarlarca dolar bir avuç azınlığın cebine dolmuştur. 14 ay boyunca enflasyonu düşüreceğiz diyerek ücretlerimizi baskı altına alan, grevleri erteleyen, sosyal haklarımızı gasp eden siyasi iktidar, bugün daha şiddetli olarak üzerimize gelmektedir. Bu ortamda kamuoyuna bir kurtarıcı olarak lanse edilen, gerçekte geçmişteki politikaların sorumlusu IMF ve Dünya Bankası’nın bir numaralı isimlerinin arasında olan Kemal Derviş’in programı ise zaten eskisinin bir kopyası olmaktan öteye geçemezdi. Öyle de oldu... Bu yeni program yine IMF programıdır. Programın yürütücüsü yine Cottarelli’dir. Bu yeni program yine yoksullaştırma programıdır. İşsizlik programıdır. Rant programıdır. Bu yeni programda yine üretim yoktur, sanayileşme yoktur, istihdam yoktur. Dolayısıyla tüm emekçi kesimler için tam anlamıyla bir yıkım programıdır. Genel Temsilciler Kurulumuz, IMF ve Dünya Bankası’nın bugüne kadar 84 ülkede uyguladığı, 81’inde iflas etmiş, 3’ünde de iflas etmekte olan programların bir yenisi olan bu yıkım programına karşı tüm Konfederasyon ve sendikaları duyarlı olmaya ve ortak mücadeleye davet etmektedir. Oluşturulduğu günden bu yana tüm emekçilerin ortak sesi olma çabasında olan Emek Platformu, bu süreçte de etkin olarak yer almak zorundadır. Bu doğrultuda Emek Platformu 13 Mart 2001 tarihinde topladığı Başkanlar Kurulu sonrası kamuoyuna bir eylem programı duyurmuştur. Sendikamız, gerek Platformun güçlendirilmesi gerekse duyurulan eylem programının hayata geçirilmesi ve yapılacak eylem ve etkinliklere güç verilmesi için çalışmalarına devam etmelidir. Emek Platformu’nun gerçekleştireceği bu eylemlerin yanında yaklaşan 1 Mayıs’ın da aynı kararlılık ve coşkuyla kutlanması ve gerek Sendikamızın ve Konfederasyonumuz DİSK’in gerekse platformun diğer bileşenlerinin kitlesel olarak alanlarda taleplerini dile getirmesine çaba sarfedilmelidir. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliği için yapacağı çalışmaları içeren ve geçtiğimiz yıl Avrupa Birliği Komisyonu’nun hazırladığı Katılım Ortaklığı Belgesi’ne istinaden 57. Hükümet tarafından hazırlanan “Ulusal Program” geçtiğimiz hafta içinde Avrupa Birliği’ne verilmiştir. Yaklaşık 1000 sayfalık iki cilt programda özellikle “Sosyal politikalar ve istihdam” alanında taahhüt edilenler, ülkemizdeki çalışma yaşamında var olan sorunları çözebilecek düzenlemelerden uzak olduğu gibi, orta vadede esnek çalışmayla ilgili yasal düzenlemelerin tamamlanmasını da öngörmektedir. 1999 yılında çıkarılan ancak çok küçük bir kesimin yararlanabileceği “İşsizlik Sigortası”, gerçek bir iş güvencesi sağlamaktan uzak olan “İş Güvencesi Yasa Tasarısı”, önerilerimizin dikkate alınmadığı ve bu haliyle makyajdan öte bir anlamı olmayan “Sendikalar Yasası” ve “Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanuu”nda rötuşlarla geçiştirilmeye çalışılan düzenlemelerin yetersiz olduğu açıktır. Sendikal örgütlenmenin önündeki fiili ve yasal bütün engelleri ortadan kaldırmayan, çalışma yaşamında demokratikleşmeyi gerçekleştirmeyen ve esnek çalışmayı ulusal mevzuata yerleştirmeyi öngören düzenlemelere karşı Sendikamız aktif tutum sergilemelidir. Genel Temsilciler Kurulumuz bu konudaki taleplerimizin yükseltilmesi için Sendikamız ve Konfederasyonumuz DİSK tarafından kamuoyu nezdinde her türlü çalışmanın yapılması gereğinin altını çizmektedir. 57. Hükümet Sosyal Güvenliğin tasfiyesine devam etmektedir. Hükümet, tıpkı depremin getirdiği bir kriz ortamından yararlanarak Sosyal Güvenlik Yasası’nın apar topar meclisten geçirilmesinde olduğu gibi, bugünkü kriz ortamında mecliste “bireysel emeklilik” yasasını görüşmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin Sosyal Güvenlik Yasası’ndaki kademeli geçişi iptal kararına rağmen, “Bireysel Emeklilik Yasası”nın Mecliste görüşülmesi siyasi iktidarın emekçi sınıfların haklarına saldırıda hiçbir sınır tanımadığının en çarpıcı örneğidir. Genel Temsilciler Kurulumuz, Sosyal Güvenlik Sisteminin tasfiyesinde önemli bir aşama olan Bireysel Emeklilik Yasa Tasarısı’nı şiddetle red etmekte ve sosyal devlete sahip çıkmak için her türlü eylemliliğin yükseltilmesi gereğini belirtmektedir. 2000 yılının Aralık ayında ani bir operasyonla F-Tipi cezaevlerine nakledilen siyasi tutsakların devam eden açlık grevlerinde ölümler başlamıştır. Genel Temsilciler Kurulumuz, Hükümetin tutsakların insani ihtiyaçlarını giderebilecek taleplerini göz önüne alarak, yeni ölümlerin önüne geçilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Bu konuda tüm meslek örgütlerinin ve sendikaların duyarlılığının ve ortak çabasının gerekliliğine dikkat çekmektedir. Ülkemizde sendikal örgütlenmeye karşı fiili baskı devam etmektedir. Sendikamız da bugün bu baskılara maruz kalmaktadır. Sendikamıza üye oldukları için işten atılan ve 97 gündür sıcak soğuk demeden işyerine sendikalı olarak geri dönmek için Niğde’de direnişte olan DİTAŞ işçileri bu baskının son örneğidir. Genel Temsilciler Kurulumuz, bugün aramızda olan DİTAŞ işçilerinin onurlu mücadelesinin başarıya ulaşabilmesi için bütün çabayı ve dayanışmayı göstereceğini ifade eder. Kurulumuz bu konuda kamuoyu oluşturmaya yönelik olarak, DİTAŞ işçilerinin talepleri kabul edilinceye kadar Doğan Grubu’nun ürettiği ürünlerin alınmayarak boykot edilmesini kararlaştırmıştır. Genel Temsilciler Kurulumuz, bütün bu olumsuzluklardan çıkışın tüm emekçi kesimlerin örgütlü mücadelesine bağlı bulunduğuna inanmaktadır. Bunun için sınıfın tüm kesimlerini mücadeleye davet etmektedir. Saygılarımızla sunuyoruz. |