amblem

BİRLEŞİK METAL-İŞ 
basın açıklamaları

24-09-2001   


11 Eylül 2001 tarihinde ABD’de meydana gelen ve binlerce masum kişinin yaşamını yitirmesine neden olan saldırıyı kınamamak mümkün değildir. Bir emek örgütü olarak özellikle de hayatını kaybedenler arasında çok sayıda otel, lokanta çalışanı ve temizlik, bakım-onarım işçisi ve itfaye emekçisi de bulunduğu bu terörist saldırıyı kınıyoruz...

Bugün gelinen aşamada bu terörist saldırı nedeni ile tüm dünyayı tehdit eden bir “savaş” çağrısı ve bunun üzerine geliştirilen politikalara karşı tüm insanlığa en umutsuz anlarda dahi yapmamız gereken bir çağrı ile seslenmek istiyoruz: “Savaşa karşı barış!”

Dünya’yı tehdit eden ve binlerce sivil masum insanın ölümüne neden olabilecek bir savaş karşısında ülkemizde, “Dünyanın gözünde Türkiye’nin değerinin artacağı” ve böylece IMF’nin ABD’nin Türkiye’ye daha çok, daha kolay para verecekleri iddia ediliyor. Bu gerekçelerle savaşa destek verilmesi doğrultusunda kamuoyu yönlendirilmeye ve ikna edilmeye çalışılıyor. Bizzat Ekonomi’den Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, “Üstümüze düşeni kayıtsız koşulsuz yapmalıyız” açıklamasında bulunuyor.

ABD’nin Afganistan veya Ortadoğu’ya yönelik olarak girişilecek bir harekatta İncirlik Üssü’nün  ve diğer üslerin kullanıma açılacak olması, Türkiye’nin direkt savaşın ortasında yer almasına yol açacaktır.

On sene önce, Körfez Savaşı çıktığında, Rahmetli Turgut Özal başta olmak üzere, Güneydoğu'ya, petrol ve ucuz hesaplara dayalı savaş çığırtkanlığı yapıldı. “Bir koyalım beş alalım” denildi. O dönem 200 bin işçinin büyük grevi, Körfez Savaşı gerekçe edilerek ertelendiği hala hatırlardadır. Yapılan tüm bu hesaplara rağmen Körfez Savaşı’nın ülke ekonomisinde açtığı kayıplar en yetkili kişiler tarafından itiraf edilmektedir.

Cumhuriyet tarihin en derin krizinin yaşandığı ve bedelinin emekçilere ödetildiği bir dönemden geçiyoruz. Sadece yılbaşından bu yana işsizler ordusunun sayısı 1 milyonu aştı. Fabrikalar kapanma noktasında ve ekonomi gittikçe daralmaktadır. Savaş ekonomisi koşulları karşısında başta Türkiye ihracatında ağırlıklı payı olan AB ülkeleri olmak üzere ithalatçı ülkeler Türkiye’den yaptıkları ithalatı ve turizm talebini sınırlayacaklardır. Böylelikle emek yoğun ağırlıklı ihracat sektörümüz daralacak ve işsizlik daha da artacaktır.

Savaşlardan insanlığın, biz emekçilerin çıkarı yoktur. Savaşlar, silah tekellerinin çıkarı ve politikalarının sonucudur. Silahlanma harcamaları yoksulluğu, işsizliği artırmaktadır. Kışkırtma ve gerginlik politikaları ile silahlanmaya yüksek miktarda kaynak aktaran ülkeler, bu kaynağı ülkemizde de olduğu gibi sağlık, eğitim, sosyal hizmet ve sosyal güvenlik harcamalarından kısarak yapmaktadırlar.

Bugün dünyada her çocuk için sadece 5 dolar harcanabilmiş olsa 14 milyon çocuk bulaşıcı hastalıklardan yaşamını yitirmekten kurtulabilir. Bu tabloya karşın, dünyada silahlanma amacıyla kişi başına 200 dolar harcanmaktadır. Dünyadaki açlığı ve temel sağlık sorunlarını asgari düzeyde çözmek için gereken para ise sadece 13 milyar dolardır.

Ne yazık ki bugüne kadar yaşanılan yıkımlardan gerekli dersler alınmıyor. Daha fazla kar ve çıkar uğruna silahlanma artırılıyor, savaşlar kışkırtılmaya devam ediliyor. Yıllarca birlikte kardeşçe yaşamış etnik mozaikler birbirine boğazlatılıyor. ABD, Kyoto Anlaşması’nı imzalamakta direnirken, dünyada nükleer silahlanmayı tırmandıracak yeni adımlar atılmaya devam ediliyor. Kamuoyunda Yıldız Savaşları Projesi olarak bilinen “Ulusal Füze Savunma Sistemi” tekrar yürürlüğe konuluyor.

Savaş baltalarını kuşananlar temel hedeflerinin dünyayı kapitalizme kaynak yaratıcı bir şekilde yeniden düzenlemek olduğunu saklamıyorlar. Kafkas-Hazer, Irak petrol bölgesi, Hazer Denizi’nin diğer yakasındaki maden yatakları ve Anadolu su kaynaklarının yeniden paylaşımı üzerinde sistemin tıkanıklığına çözüm yolu olarak kullanılmak isteniyor.

Evet, dünyanın karşılaştığı bu vahim durum karşısında Türkiye'nin tutacağı yol çok önemli, ama bu yol barışçı ve şiddete karşı bir hal çaresi üretme istikametinde bir yol olduğu sürece ve o ölçüde önemli olacaktır. Yapılması gereken, saldırıyı planlayanları bulmak ve insanlığa karşı işledikleri suçlar nedeniyle onları uluslar arası bir mahkemeye çıkarmak olmalıdır.

Zaman serinkanlı düşünme zamanı ve biz her zaman olduğu gibi serinkanlı düşünmekten çok uzağız. Dünyamızın, biz emekçilerin dahası insanlığın barışa ve kardeşliğe gereksinimi her geçen gün daha fazla artmaktadır.

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI
Genel Yönetim Kurulu